Anne & Çocuk

Uzmanından: “Kekemeliği olan çocuklarda ebeveyn tutumları çok önemli”

İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Dr. Öğr.Üyesi R. Sertan Özdemir, 22 Ekim Dünya Kekemelik Farkındalık Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.

İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Dr. Öğr.Üyesi R. Sertan Özdemir, “Her 100 çocuktan beşinde görülebilen kekemeliğin 5’te 4’ü kendiliğinden iyileşme gösterir. Dolayısıyla toplumda kekemelik görülme sıklığı yüzde 1’dir. Kekemelik konuşurken duraksama, hece tekrarı ve akıcı konuşmada sorun gibi belirtilerle başlıyor.  Özellikle 2 ila 6 yaş çocuklarda görülen kekemeliğin çözümü için ailelerin vakit kaybetmeden dil ve konuşma terapistinden destek almaları gerekiyor” dedi. 

Kişiden kişiye değişmekle birlikte stres, baskı ve heyecanın kekemeliği  artıran nedenler arasında bulunduğunu belirten Özdemir, “Kekeleyen bir bireyle gerçekleşecek iletişimde kişiyi zaman baskısına sokmayacak türden bir iletişim kurulmasını tavsiye ediyoruz. Erken müdahalede çocuğun kekemeliğini geçirmekten çok bu sürecini “nasıl” yaşadığına odaklanıyoruz. Anne ve babaların tutumu da büyük önem arz ediyor. Bununla birlikte etkili bir terapi süreciyle takılmalar azaltılabilir ve kekemeliğin çocuğu ve aileyi çok derinden etkilemesinin önüne geçilebilir” bilgisini verdi.

TEDAVİ YERİNE TERAPİ SÖZCÜĞÜNÜ TERCİH EDİYORUZ

Konuşmada akıcılık bozukluğunun iki türe ayrıldığını ifade eden Özdemir, “Gelişimsel ve edinilmiş iki türü olan kekemeliğin etrafımızda gördüğümüz ve tanıdığımız türü sıklıkla “gelişimsel” kekemeliktir . Herhangi bir şekilde sonradan olan bir durum değildir. Büyümenin ve olgunlaşmanın belirli bir aşamasında ortaya çıkan durumlar gelişimsel olarak nitelenir. Kekemelik de aynen bu şekilde oluşur.” diye konuştu. 

“Tedavi” yerine “terapi süreci” ya da “kekemeliğin yönetimi” terimlerini tercih ettiklerini bildiren Özdemir, yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti;

“Akıcı konuşan bir çocukta yavaş yavaş ya da bazen birdenbire konuşurken duraksamalar, tekrar etmeler, beklemeler meydana geliyorsa konuşma akıcılığında bir sorun başladığını gösteriyor. Günümüz dünyasında dil ve konuşma terapistlerince geliştirilmiş ve uygulanan çok çeşitli terapi yöntemleri vardır. Ancak sakınılması gereken terapi türü ‘kesin çözüm’ veya kısa sürede akıcılık vaat eden terapilerdir. İyi bir terapi sürecinde takılmaların azaltılması kadar kişinin/çocuğun bu süreçten mental olarak daha güçlenerek çıkması, kekemeliğin hayatına olan etkisini daha azaltabilmek amaçlanır.”

ANNE VE BABALARA DÜŞEN GÖREV

Çocuklarında takılmalar gördükleri anda zaman kaybetmeden bir dil ve konuşma terapistine başvurulmasını öneren Özdemir, sözlerine şöyle devam etti;

“Ebeveynler konu ve süreç hakkında bilgi sahibi olmalılar. Kekemeliğin kalıcılaşma eğilimleri göstermesinin ise dünyanın sonu olmadığını çocuklarına hissettirmeliler. Bu konuda aktif görev alarak etraftaki herkesi bilgilendirmeliler ki kekemeliği olan bireylere dair önyargılar yok edilebilsin.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir